|
Tweet |
Eğitimde kullanılan dijital sistemlerin öğretmene yeni bir iş yükü oluşturmak yerine mevcut işlemleri kolaylaştırması gerektiğini ifade eden Kozan, eğitim kalitesinin öğretmenin zamanını verimli kullanabilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
ÖĞRETMENİN ÖNCELİĞİ ÖĞRENCİ OLMALI
Öğretmenlerden istenen rapor, form, veri girişi ve benzeri işlemlerin eğitim faaliyetlerinin önüne geçmemesi gerektiğini belirten Kozan, zorunlu olmayan bürokratik süreçlerin gözden geçirilmesini istedi.
Kozan, “Öğretmenin en kıymetli zamanı öğrencisiyle geçirdiği zamandır. Ders hazırlığı yapmak, öğrencinin gelişimini takip etmek ve öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarımızla ilgilenmek öğretmenimizin asli görevidir. Gereksiz evrak ve tekrarlanan veri girişleri öğretmenin enerjisini tüketmemelidir” dedi.
DİJİTALLEŞME İŞ YÜKÜNÜ AZALTMALI
Eğitim sistemindeki dijital uygulamaların öğretmenlerin işini kolaylaştıracak biçimde tasarlanması gerektiğini ifade eden Kozan, aynı bilgilerin farklı platformlara tekrar tekrar girilmesinin önüne geçilmesini istedi.
Kozan, “Dijitalleşmenin amacı bürokrasiyi bilgisayar ekranına taşımak değildir. Aynı bilgi farklı sistemlerde yeniden isteniyorsa burada gerçek anlamda bir kolaylaşmadan söz edemeyiz. Sistemler birbiriyle uyumlu çalışmalı ve öğretmenimizin idari işlemlere ayırdığı süre azaltılmalıdır” ifadelerini kullandı.
EĞİTİM KALİTESİ KORUNMALI
Öğretmenin üzerindeki gereksiz iş yükünün azaltılmasının öğrencinin aldığı eğitimin niteliğine de katkı sağlayacağını belirten Kozan, yeni eğitim yılında mevcut uygulamaların bu açıdan değerlendirilmesini istedi.
Kozan, “Öğretmenlerimizden elbette eğitim süreci için gerekli kayıt ve değerlendirmeleri yapmaları beklenebilir. Ancak her uygulamanın gerçekten eğitime katkı sağlayıp sağlamadığı sorgulanmalıdır. Öğretmeni bürokrasiye değil öğrencisine yönelten bir sistem kurmalıyız. Öğretmenin zamanı sınıfta, öğrencinin geleceği için kullanılmalıdır” dedi.